DÜNYANIN EN DAYANIKLI CANLISI (Su Ayısı)

DÜNYANIN EN DAYANIKLI CANLISI (Su Ayısı)

Kanalıma destek olmak için aşağıdaki linkten abone olabilirsiniz.
https://goo.gl/nphWXX

Web sitemizden tüm videoları bulabilirsiniz
https://www.faruksenturk.org

Su ayısı latince ismi tardigrad olan bu canlılar tardus ve gradi kelimelerinin birleşmesiyle tardigrad halini almış . tardus yavaş gradi adımlamak anlamına gelir . Bu canlılara yavaş adımlılar da denilmektedir .
Su ayıları yaklaşık 520 milyon ila 100 milyon yıldır yaşadığı düşünülüyor, 150 derece sıcaklığa ve -272 derece soğuğa dayanabilen mikroorganizmalardır
4 çift bacağı bulunur, yani sekiz bacakları vardır . Suda yaşayan su ayıları omurgasız mikroskobik canlılardandır

İlk olarak 1773 te alman canlı bilimcisi Johann August Ephraim Goeze . Alman zoolog Suda yaşayan omurgasız hayvanlar böcekler ve solucanlarla çok çalışıyordu bu çalışmaları sırasında su ayısını ilk keşfeden kişi oldu .
0,3 ila 0,5 mm arası değişen boyutlardadırlar. Fakat nadir de olsa 1,2 mm’ye kadar çıkabilmektedirler. Japonya’da yeni cinsleri keşfedilen su ayıları sadece 300 ila 700 mikrometre boyundadırlar.

Vücudu tırtıla benzeyen ama sekiz bacağı bulunan su ayılarının O harfi şeklinde ağızları var. Genelde suda ya da yosunların üzerinde yaşayan su ayılarının temel besin kaynağı ise kendilerinden de küçük olan ve rotifer olarak adlandırılan mikro organizmalar.

.Dayanıklıklarının sırrı radyasyona, dondurucu soğuğa ve kaynatılmaya dayanan su ayısının, DNA yapısını battaniye gibi sararak koruyan bir protein keşfedildi. Dsup’ adı verilen bu proteini üreten insan hücreleri geliştirdiği, niteliği değiştirilmiş insan hücrelerini radyasyona maruz bıraktığı ve Dsup proteininin, DNA’nın çok daha az zarar görmesini sağladığının gözlemlendiği kaydedildi.

Dünya üzerinde 800’den fazla nitelikleri tanımlanan su ayısı türü bulunuyor, binlercesinin ise henüz adlandırılmadığı ifade ediliyor. Su ayıları, topraktan ve deniz tabanlarından Antarktika’daki buzullara kadar su olan her yerde yaşayabiliyor
Tardigrad’ların bir diğer ilginç özelliği ise “eutelic” olması. Bunun anlamı, bireylerin doğum anında sahip olduğu hücre sayısının hayatları boyunca sabit kalması. Aynı türdeki tüm bireyler de aynı sayıda hücreye sahip. Kimi türler 40.000 kadar hücre barındırırken, kimileri daha az hücreye sahip. (“Eutelic” organizmaya diğer bir örnek olarak yuvarlak solucanlar verilebilir.) Üremeleri ise eşeyli olabileceği gibi, partenogenez ile gerçekleşebiliyor. Yani dişi yumurtası, döllenmeden bir birey oluşturabiliyor.,
Baş olarak kabul edilen kısımda bulunan boru şeklindeki ağız ile bitki, alg ve bazı omurgasızları delerek vücut sıvısı veya hücre içeriği ile beslenmektedirler. Çoğu tardigrada bitki yiyerek beslenirken bazıları bakteri yer, bazıları da avcıdır.
Beyinleri genellikle eşlenmiş 3 tane bilateral nöron kümesinden oluşan çoklu loblar içerir. Beyin, çift ventral sinir kordonunun uzandığı, yemek borusunun altında bulunan büyük bir gangliona bağlıdır.
Su ayıları ayrı eşeylidir. Yani dişi ve erkek olarak ayrılabilirler. Genç tardigradalar en fazla 14 gün yumurtada kalır. Çıktıklarında ise zaten tamamlayıcı olan yetişkin hücrelere sahiptirler. Yani, eğer yetişkin birey 40.000 hücreden oluşuyorsa yumurtadan çıkan birey de 40.000 tane hücreden oluşmaktadır. Tabii ki yumurtadan çıktıklarında yetişkin boyutlarında olmamaktadırlar. Sadece hücre bölünmesi yerine hücre genişlemesi ile büyümektedirler.

Vücudu tırtıla benzeyen ama sekiz bacağı bulunan su ayılarının O harfi şeklinde ağızları var. Genelde suda ya da yosunların üzerinde yaşayan su ayılarının temel besin kaynağı ise kendilerinden de küçük olan ve rotifer olarak adlandırılan mikro organizmalar. 2007 yılında Avrupa uzay araştırmaları ajansı, bir dizi mikro canlıyı alçak yörüngeye gönderip takibe almıştı. Susuz kalsalar da günlerce yaşamaya devam eden su ayıları atmosferin dışında 12 gün boyunca hayatta kalabilmişlerdi.

Radyasyon da işlemiyor bu yüzden en dayanıklı hayvan
çoğu hayvanın dayanabileceği radyasyondan 1.000 kat daha fazla radyasyona direnç gösterebiliyor.
Tardigrad’lar, mutlak kuru bir ortamda 10 yıl boyunca hayatta kalabilmektedir.
Bu türler, aşırı derecede düşük basınçta (vakum ortamında) da canlı kalabiliyor. Benzer şekilde atmosferik basıncın 1200 katı kadar yüksek basınçlarda da canlılığını kaybetmiyor. Yapılan önceki uzay deneylerinde, uzay vakumuna doğrudan 1o gün boyunca maruz kalan Tardigrad’ların Dünya’ya geri getirildiklerinde canlı kaldığı görülmüş. Tardigrad’ların bazı türlerinin ise atmosferik basıncın 6000 katına dayandığı bilinmektedir. Ki bu basınç, okyanus tabanının en derin noktasındaki (Mariana Çukuru) basıncın yaklaşık 6 katı.
Tardigrad’lar, 151 °C sıcaklıkta dakikalarca hayatta kalabiliyor. Aynı şekilde -200 °C’de de zarar görmeden günlerce yaşayabiliyor. Mutlak sıfırın 1 °C üstünde (-272 °C’de) de bir kaç dakika boyunca canlı kalabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir