İslamda Diğer Medeniyetlerde Tarih Boyunca Kurban

Kurban ibadeti insanoğlunun dünya hayatının başladığı zamandan beri hep oldu.  Kur’an-ı Kerim’de Hz.Adem’in evlatlarının imtihanı anlatılmıştır .

Onlara Âdem’in iki oğlunun haberini gerçeğe uygun olarak anlat: Hani ikisi de birer kurban sunmuşlar, birininki kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, diğerine, “Andolsun seni öldüreceğim!” dedi. O da dedi ki: “Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder.  (Maide 27)

 Hac Suresindeyse kurban hakkındaki ayetler , kurban ibadetinin özünü özetliyor .


 Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır! Fakat Allah’a ulaşacak olan sizin takvanızdır. Sizi doğru yola erdirdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız diye, bu hayvanları sizin istifadenize sundu. Güzel davrananları müjdele! (Hâc, 22/37).

 

 

Biz her ümmete (gönderdiğimiz dinde), kendilerine rızık olarak verdiğimiz behimeler (dört ayaklı çift tırnaklı o belli hayvanlar) üzerine Allah’ın adını anıp kurban kesmeyi vecibe kıldık” (Hâc, 22/34).

Yüce Allah rızık olarak insanoğlunun hizmetine verdiği hayvanlardan kurban kesmeyi vecibe kıldığını ve her ümmette – millette , kurban ibadetinin olduğunu bildiriyor . İnsan unutkan ve yoldan çıkmaya hazır bir varlık olduğu için farklı medeniyetlerde farklı kurban türleri ortaya çıkmış . Hatta bu korkunç ritüellere dönüşmeye başlamış ve insan kurban edilir olmuş . Antik Mısırlılar , Mayalar , Aztekler  insan kurban ediyorlardı . Antik Çin’de de insan kurban ediliyordu . Molek – Moloch’a çocuk kurban ediyorlardı .

Babil’de kurban sunumu düzenli ayin ve törenlerle yapılırdı.  Haftanın yedinci günü olan cumartesi uğursuz sayılır ve bu uğursuzluktan kaçınmak için adaklar adanıp kurbanlar kesilirdi. Asurlularda ise ‘kurbanlık hayvanı kesip tanrılara sunmak gerekliydi yoksa tanrılar insanın kendisini yiyeceklerdir’ inancı vardı. Asurlularda kesilen oğlak ya da kuzu gibi yavru hayvanların, insanların bütün günahlarını temizleyeceğine inanılırdı.

Budizmde her türlü hayvan ve sebzeler, meyveler kurban ediliyordu .

Hititlerde insanlar tanrılara kurban kesip yalvarır ve karşılığında da tanrıların onları düşmanlardan, hastalıktan koruduğuna inanılırdı  Hititler için bayramlar önemli bir yer tutmaktaydı ve kurban sunumları için katı kuralları bulunmaktaydı. Ülkenin ilk meyveleri, bir yaşındaki hayvanları, yiyecek ve içeceğin ilkinin sunulması gerekiyordu. Pis olarak kabul ettikleri domuz ve köpeği kurban olarak pek tercih etmiyorlardı. Kurban için tercih edilen hayvanlar genellikle öküz, koyun ve keçiydi. Tanrılar için seçilen hayvanların kusursuz ve iyi durumda olmaları gerekirdi. Hititlerde kan akıtmak önemliydi, bazı kültürlerde görülen yakarak kurban etme yerine, hayvanlar boğazları kesilerek öldürülürdü.

 

Sümerlerde en değerli kurban olarak görülen kuzunun yanı sıra yabani ve evcil domuz dahil olmak üzere diğer hayvanlar da kurban edilirdi. Ancak yabani ve evcil domuz daha çok, bir hastanın iyileşebilmesi maksadıyla kurban edilirdi. Yine Sümerlerde kurban ritüelleri, Ziggurat adı verilen tapınaklarda gerçekleşirdi. Kişisel kurban ritüellerinde genellikle, ekmek, şarap, tereyağı, bal, tuz gibi yiyecekler kutsal mekandaki Tanrı heykelinin önüne konuluyor, sağ ayağı ve böbrekleri kızartılarak Tanrıya ikram edilecek olan bir sığır öldürülüyor, törene katılanlar arasında paylaşılıyordu. Toplu törenlerde ise, hayvanların insanlar için yaratıldığı vurgulanırken, bu durum şu sözlerle orada bulunanlara özenle anlatılıyordu;

Antik Mısır’da domuz da kurban edilen hayvanlar arasındaydı. Antik Mısır‘da en göze çarpan kurban etme eylemlerinden biri de insanların kurban edilmesiydi. Öyle ki, başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere insanlar kurban edilmekteydi.

Zerdüstlük’ün kutsal kitabı Zend-Avesta’da fiber (su aygırı) denilen bir hayvanın kurban edildiği bildirilmekte. Avesta’ya göre yalvarış, ibadet ve kurban af dilemeye yarar. Zend-Avesta’da dikkati çeken bir diğer konu, tanrılara sunulacak olan kurbanların dağlarda, ırmak ve göl kenarlarında 100 at, 1000 sığır ve 10.000 koyun şeklinde sunulmasının istenmesidir.

Antik Yunan’da Hititlerden farklı olarak kurban için seçilen hayvan kan akıtılarak değil, belli parçaları ya da tamamı yakılarak Tanrılara sunulurdu. Çok sayıda olan Tanrı ve Tanrıçaların her biri için belirlenmiş evcil hayvanlar, yabani hayvanlar, kuşlar hatta balıklardan oluşan kurbanlar sunulurdu.

 

 

‘’Koyun insanlığın vekilidir; insan yaşamı için bir koyun vermelidir, insan başı yerine bir koyun başı vermelidir’’

 

 

Görüldüğü gibi birçok topluluk kurbanı ibadet olarak yaşamışlar . Kimisi zamanla farklı tanrılara kurban sunmuş , kimisi yiyeceklerini , kimisi de insan kurban etmiş . Yüce Allah’ın kurban hakkındaki hükmü hala aynı . Hz. Adem’den bugüne kadar aslında emirler hep aynıydı ama insanlar yorum katarak değiştirdi . Bunun en büyük kanıtı yine Kur’an-ı Kerimde anlatılıyor .

Kur’an-ı Kerim’de Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in kurban imtihanları anlatılmakta .

 

İşte o zaman, Biz ona ilim sahibi bir oğul müjdeledik. Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince (babası): ‘Yavrucuğum, rüyada seni kurban ettiğimi görüyorum; bir düşün ne dersin?’ dedi. O da cevaben: ‘Babacığım, sen emrolunduğun şeyi yap! İnşallah beni sabredenlerden bulursun!’ dedi. Her ikisi de teslim olup, (İbrahim, oğlunu) alnı üzerine yatırınca: ‘Ey İbrahim, rüyayı gerçekleştirdin. Biz ihsan sahiplerini böyle mükâfatlandırırız. Bu gerçekten çok ağır bir imtihandır.’ diye seslendik. Biz oğluna bedel, O’na büyük bir kurban verdik. Geriden gelecekler arasında ona (iyi bir nam) bıraktık: ‘İbrahim’e selam olsun’ dedik. (İşte) biz, ihsan sahiplerini böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandı”(Saffat, 37/101-111).

 

 

Peygamberimizin kurban ile ilgili bazı hadisleri ;

 

Kurban, babanız İbrahîm’in sünnetidir (ondan beri devam eden bir ibadettir)” (

 

Bera (r.a.)’tan rivayet edilmiştir :

‘’Resulullah (s.a.v.) :

‘Kim namazını kılar , kıblemize döner ve kurbanımızı keserse (kurban bayramı) namazını kılmadıkça kurbanını kesmesin’ buyurdu . Bunun üzerine dayım (Ebu Bürde)

  • Ey Allah’ın Resulü! Ben bir oğlum namına kurban kestim ‘ dedi . Resulullah (s.a.v.) :
  • Öyleyse onu kes . Çünkü o , en hayırlı kurbandır ‘ buyurdu .

 

Cabir b. Abdullah (r.a.)’tan rivayet edildiğine göre , Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır :

‘’Davarın sadece yaşına basmışını kurban edinin . Yalnız size (böylesini bulmak) güç gelirse bu takdirde kuzunun toklusunu kesebilirsiniz .’’

 

 

Seleme İbnu’l-Ekra ‘ (r.a.)’tan rivayet edilmiştir :

Resulullah (s.a.v.) :

  • Sizden kim kurban keserse sakın üç günden sonra evinde ondan bir şey olduğu halde sabahlamasın ‘ buyurdu .Ertesi yıl olunca sahabiler :
  • Ey Allah’ın resulü! (Yine) geçen yıl yaptığımız gibi mi yapacağız? Dediler .
  • Resulullah (s.a.v.) :
  • – Hayır! O öyle bir yıl idi ki, insanlar o yıl sıkıntı içerisindeydi . Bundan dolayı ben de kurban etlerinin onların arasında dağılmasını (ve muhtaç sahiplerinin yararlanmasını istedim ) buyurdu .

Ümmü Seleme (r.anha)’dan rivayet edildiğine göre , Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır :

  • (zilhicce ayının) onuncu günü girdiğinde sizden birisi kurban kesmek istediğinde (kendi) saçından ve derisinden hiçbir şeye dokunmasın .

Ebu’t-Tufeyl Amir b. Vasile (r.a.)’tan rivayet edilmiştir :

Ali b Ebi Talib’in yanındaydım . Ona bir kimse gelip :

  • ‘Peygamber (s.a.v.)’in sana gizlice söylediği şey nedir ?’ diye sordu . Bunun üzerine Ali kızıp :
  • – Peygamber (s.a.v.) hiçbirşeyi insanlardan gizleyerek bana gizlice bir şey söylememiştir . Peygamber (s.a.v.) bana sadece dört söz söylemiştir’. Dedi .
  • Adam :
  • – ‘Ey müminlerin emiri! O sözler nelerdir ? diye sordu . Ali :
  • Peygamber s.a.v.:
  • Ana-Babasına lanet eden kimseye Allah lanet etsin !
  • 2 Allah’tan başkası adına hayvan kesen kimseye Allah lanet etsin!
  • 3 Bid’atçı barındıran kimseye Allah lanet etsin!
  • 4 Yeryüzünün hudutlarını değiştir(mek suretiyle arazileri kendi mülküne kat)an kimseye Allah lanet etsin! Buyurdu ‘ dedi .

1 views

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir