Mimar Sinan Kimdir  | Mimar Sinan'ın Sır Dolu Eserleri

Mimar Sinan Kimdir | Mimar Sinan’ın Sır Dolu Eserleri

MİMAR SİNAN , Osmanlı Devleti’nin Mimari mirasının en büyük Osmanlı mimarı olarak kabul edilir. Sinan’ın kesin olarak bilinmese de 1490 yılında doğduğu genel olarak kabul edilir. Ayrıca gençliğini Kayseri’ye yakın bir kasaba olan dünyaya geldiği Ağırnas köyünde geçirir . Ayrıca aile mesleği olan marangozluk sayesinde çocuk yaşlarında ailesine yardım ederek meslek öğrenir ve çardak kümes, benzeri yapılar yapar. Sinan Osmanlı’nın Devşirme sistemi ile Anadolu’dan seçilmiş dahi çocuklardan biridir. Onun bu dehası Enderun gibi çok özel bir eğitimle taçlanır. Burada gerek sanatsal gerekse ilmi yönden güçlü bir eğitime tabii olur.22 yaşındayken, Sinan, Osmanlı Daimi Askerleri olan Yeniçeri Birliğine atandı. Bu askeri tur sırasında Bağdat, Şam, Pers ve Mısır’a kadar imparatorluk boyunca geniş bir yolculuk yapıyor. Kendi sözleriyle bize gözlemleri hakkında şu bilgiyi verir:
“Anıtları, büyük antik kalıntıları gördüm. Öğrendiğim her harabeden, her binadan bir şeyi emdim.”
Mimar Sinan 44 yaşına kadar Osmanlı ordusunda yeniçeri olarak görev yapar. Burada katıldığı uzun seferleri kendini geliştirme amacıyla bir fırsat olarak görür. Gittiği her yerde gördüğü bütün yapıtları, şehirleri inceler ve hepsinden beslenir.
Sinan yalnızca ona verdiği vazifiyeti yapmış olsaydı bugün onu anlatıyor olamazdık. O, bir yeniçeriyken boyundan büyük vazifelere kalkışır ve önce 3 kadırga sonrasında da bir köprü inşa eder. O güne kadar hiç bir eseri olmayan bir asker olarak neticesinde kellesine mal olabilecek bu riski almayı göze almıştır.
Büyük devletler büyük isimler yetiştirir. Kuşkusuz ki Sinan’ın da Osmanlı’nın en zengin döneminde yetişmiş olması tesadüf değildir. Sinan ise bu zenginliği hakkıyla değerlendirmiş ve ona sunulanları çağının üzerinde eserler ortaya koymak için harcamıştır.
Sinan’ın Mimarlık öyküsü 44 yaşında başlar. Ancak o buna karşın hiç bir zaman heyecanını yitirmeden daima kendisini yenileyerek çalışmaya devam etmiştir. Bugün Mimar Sinan’ın hiç bir eserinin hiç bir özelliğinin bir eşi benzeri yoktur. O, bir yaptığını katiyen tekrarlamamış ve daima kendini geliştirmiş yeniliklerin peşinde olmuştur.
Ayrıca bazı camilerinde yerden ısıtma sistemini kullanmıştır . Örnek olarak 1517 yılında inşa edilen Yunus Paşa Camii bir hamam yardımıyla alttan ısıtma sistemli olarak inşa edilmiş . 1999 depreminde asırlık cami hiçbir hasar almamış .
Süleymaniye Camii Kanuni Sultan Süleyman tarafından, 1550 yılında Mimar Sinan’a yaptırıldı. Sahip olduğu mimari incelikleri ile günümüz teknolojisini bile gölgede bırakan cami aslında Usta Mimarın kalfalık dönemi eseriydi.
Süleymaniye Camii’nin zemini, ısıtma-soğutma, havalandırma ve su kanalı olmak üzere iki ayrı katmandan oluşuyor.
Zeminin iki metre altında yer alan tünellerin bir kısmı, tarihi eseri yazın serin, kışın sıcak tutması için yapılmış. Günümüzde Almanya’da enerjiden tasarruf sağlamak adına toprağın yazın serin, kışın sıcak tutma özelliğinden istifade edilmeye çalışılıyor. Mimar Sinan ise bunu 500 yıl önce keşfetmiş.
İstanbul’da tarih boyunca birçok şiddetli deprem olduğu için Mimar Sinan bu üzerinde, temel atıldıktan sonra 1 sene boyunca inşaata başlamadı. Önce temelin tam oturmasını bekledi.
Mimar Sinan’ın meşhur eserlerinden olan camide akustik ve sesin her yere eşit dağılması için kubbe etrafına ayrıca caminin farklı noktalarına içi boş küpler yerleştirildi. Böylelikle, bir noktadan çıkan sesi caminin her köşesine eşit şekilde dağılması için uğraştı.
Cami ilk yapıldığı zamanlarda elektrik olmadığı için 275 adet kandil ve mihrabın yanına konulan 2 dev mum sayesinde aydınlatıldı.
O zamanda düşünüldüğünde çok sayıda kandilin camide is ve duman birikmesine neden olması gerekirdi. Lakin usta mimar buna karşı önlem alarak isleri bir odada toplamayı başardı.
Caminin mumlardan çıkan islerden zarar görmemesi için orta kapının üzerine bir oda planladı. Kandillerden dolayı çıkan isleri toplamak için ise mihrabın tersi yönünde hareket etmesini sağlayacak şekilde kapının üstünde dışarıya açılan 4 adet küçük pencereden is odası çekti. Hava akımının is odası yönünde olması gerektiği için camiyi yaparken bu odayı merkeze aldı.

Cami aydınlatmasında mühendislik harikası olan bu is odası dışında ayrıca toplanan bu islerden mürekkep elde etmeyi başardı. Bu mürekkepler normal mürekkebe göre daha kalıcı olduğu için önemli fermanları yazarken kullanıldı.
Mimar Sinan’ın “Ustalık eserim” dediği Edirne’de bulunan Selimiye Cami’nın inşasında kullanacağı bütün malzemeyi inşa edeceği alana yerleştirip 2 sene boyunca bekletti bazı rivayetler 8 sene boyunca beklenildiğinden bahseder. Bu şekilde zeminin oturmasını sağlayarak olacak çatlama veya kaymaların önüne geçti .

Günümüzde Selimiye Cami’nin zeminin gevşek toprak olduğunu öğrenen uluslararası bir gurup bilim adamı caminin minarelerine zarar gelmemesi ve yıkılmaması için metal kelepçelerle minarelerin temellerini sabitlemenin en iyi çözüm olduğuna karar verdikten sonra minarelerin temellerini açtırdılar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir