Muharrem Ayının Onuncu Günü Aşure Gününün Tarihi

Muharrem Ayının Onuncu Günü Aşure Gününün Tarihi

Arapçada “aşere” on, “âşir” onuncu demektir. Halkımız onuncu gün mânasına gelen “âşir” kelimesini, aşure şeklinde telâffuz ederek Muharrem’in onuncu gününe aşure günü ismi vermiş, böylece tarihimizde aşure günü olarak geçmiştir.
Aşure gününün içinde bulunduğu ayın adı Muharrem’dir. Bu ay hicri takvimin başı olmakla önem kazanmıştır. Bunun yanında, bazı tarihî olaylara mazhar olmakla da ayrı bir özellik kazanmıştır.
Muharrem ayının onuncu gününde çok büyük ve mühim hâdiseler meydana gelmiştir.
Fakîh Ebu’l-Leys Semerkandî Hazretlerinin beyânına göre Aşure günü meydana gelen hâdiselerden bazıları şunlardır:
1. Yerlerin ve göklerin yaratılması,
2. Hz. Âdem Aleyhisselâm’ın tevbesinin kabul edilmesi,
3. Hz. Musâ Aleyhisselâm’ın Firavun’un şerrinden kurtulması ve Firavun’un helâk olması,
4. Hz. İbrahim Aleyhisselâm’ın ateşten kurtulması,
5. Hz.İbrahim’in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
6. Hz. Eyyûb Aleyhisselâm’ın hastalıktan şifâ bulması,
• Hz. Yûnus Aleyhisselâm’ın balığın karnından kurtulması,
Hz. Davud’un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir. •
Hz. Süleyman Aleyhisselâm’a saltanat verilmesi,
• Hz. Nûh Aleyhisselâm’ın gemisinin kara parçası üzerinde durması,
Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Muharrem Ayı’nın 10. günü çıkarılmıştır.
Hz. Yakub (a.s.), oğlu Hz.Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır..
Hz. İsa (a.s.) bu günde dünyaya gelmiş ve semâya da muharrem ayının onuncu günü yükseltilmiştir
• Hz. Hasan ve Hz .Hüseyin in (r.a.) şehîd edilmesi de muharrem ayının onuncu günü olmuştur.
• Kıyâmetin muharrem ayının onuncu günü kopacağı da hadîs-i şerîfle bildirilmiştir.
Bu yüzdendir ki, hemen bütün İslâm ülkelerinde 10 Muharrem’de çeşitli tahılların bir araya getirilerek aşure tatlısı yapılır, bu tarihî hâdiselerin hatırlanması mânasında sevinçli ve neşeli günler yaşanır, eş dosta aşure yedirme âdeti devam eder.
Dört muhteremem aylardan biri olarak da eskiden beri bir ayrıcalığa sahiptir. Hz. Aişe’nin bildirdiğine göre, Hz. Peygamber in Ramazan’dan sonra en çok oruç tuttuğu ay olarak da bilinir.
Müslim’in rivayetine göre Hz peygamber (a.s.m)
“Ramazan ayından sonra oruç için en faziletli ay Muharrem ayıdır.”(Müslim, Sıyam, 202-203) diye buyurmuştur.
Aşure gününün orucu, kendisinden önceki bir yılın günahlarına kefaret olacağına dair rivayetler de vardır.
Aşure ile ilgili bir ayet yoktur. Ancak Tevbe Suresi’nin 36. ayetinde, ayrıcalıklı olarak söz konusu edilen muhterem dört aylardan biri de Muharrem ayıdır.

Aşurenin varoluş hikayesinin Hz. Nuh tufanı ile başladığı rivayet edilir.
Aşurenin hikâyesi ise şu kıssaya dayanmaktadır:
Hz. Nuh’un oğulları olan Sam, Ham ve Yasef kendisine iman etmelerine karşın diğer asi oğlu Kenan ve kavminden pek çok kimse ona inanıp iman etmez.
1000 seneden fazla Allah’ın emirlerini kavmine tebliğ etmesine karşın ne yazık ki Hz. Nuh (a.s.), çok zulme uğrar ve inanmayanların alaylarına maruz kalır. Sonunda kavmini Allah’a şikâyet eder. Allah (c.c.) , Hz. Nuh’a çok büyük bir gemi yapmasını emreder. Ve ona yardım etmesi için Cebrail’i (a.s.) kendisine yardımcı gönderir. Hz. Nuh (a.s) emre itaat ederek büyük bir gemi yapar ve kendisine iman eden ne kadar mümin varsa onları gemiye bindirir. Her cinsten birer çift hayvanı da yanlarına alır.
Ve Allah (c.c.) sonunda büyük tufanı kopartır. Gökten yağan yağmurlar ve yerden fışkıran sular bütün yeryüzünü kaplar. Bu sırada büyük gemi hareket eder. Sadece gemiye binen müminler kurtulur.
Gemi aylarca suda kalır. Bu zaman zarfında yanlarına aldıkları yiyecekler tükenmeye başlar. Gemi karaya oturduğu zaman
Geriye kalan yiyecekleri bir kazanda toplayarak bir aş pişirmeye başlarlar. İşte o zamanda yapılmış yemeğe bugün ‘Aşure’ diyoruz. Aşurenin hikâyesi de bir rivayete göre bu kıssaya dayanmaktadır. Aşure yüzyıllardan günümüze kadar değişmeyen bir gelenek haline gelmiştir. Osmanlı zamanında bu aya çok önem verilirdi. Muharrem ayının 10. günü oruçla başlanır ve kazanlarca aşureler yapılıp eşe dosta, konu komşuya ikram edilirdi. Hatta aşure dağıtan gönüllü “aşure sebilcileri” fakire, fukaraya aşure dağıtırdı.
Muharrem ayı dinimiz açısından önemli olan pek çok hadisenin de yıldönümüdür.
Cenab-ı Hak yeryüzünü ve gökyüzünü bu ayda yaratmış, birçok peygamberine yine bu ayda olan Aşure gününde özel ihsanlar sunmuştur. Ayrıca dinimiz açısından önemli olan pek çok olay yine Muharrem Ayı’nın 10. gününde gerçekleşmiştir. Aşure günü bu ayın onuncu ve en kıymetli günüdür.
Allah-ü Teala, birçok duaları bu günde kabul buyurmuştur. Muharrem Ayı’nın 10. günü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir