Orta Asyadan Beri Türk Okçuluğu

Orta Asyadan Beri Türk Okçuluğu

Türkler denilince akla savaşçı avcı bir topluluk gelir . Eski Türkler silah kullanmada at binmede çok ustaydılar . Onlar için at avrat silah vatan vazgeçilmezdi . Çocukluklarından itibaren at sırtında geçen silahla meşgul olan hayatları onları doğuştan ata ve silaha bağlı yapar. Aziz Sidonius “at, başka bir kavmi sadece sırtında taşır, fakat Hun kavmi at sırtında ikamet eder” demiştir. Avrupalılar Hunları ise “ata yapışık kavimler” diye adlandırmışlardır. At sadece bir hayvan değil kader dostu ve arkadaştır . At ile binicisi arasında özel bir bağ vardır . Atlar gördükleri yüzleri unutmaz sahibini tanır atlar zeki varlıklardır . Nasıl otomobillerinize bağlı kalabiliyorsanız atlar atalarımız için öyleydi . Otomobiller canlı değiller onlar bağlanmaz insana ama atlar öyle mi . Sahibini gördüğü zaman ki kişnemesi bile mutluluk verir insana . İki dost kateder yolları sahibinin en yakın arkadaşı, değerli varlığı ve zafer yoldaşıdır. Kaşgarlı Mahmud, Divanı Lügati’t-Türk’de “At Türk’ün kanadıdır” demektedir. Bizans kaynakları da, “Türkler sanki at üstünde doğmuşlardır, yerde yürümesini bilmezler” demektedir. Buradan yola çıkarak söyleyebiliriz ki Eski Türkler için at günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir.
kılıç, meç , mızrak , bıçak , hançer , gürz , kamçı, kement ve ok türklerin kullandığı silahlardandır . Her biri usta ellerden meşakkatli işlemlerden geçer . Yapımı bir sanat olduğu gibi bu silahları kullanmakta ayrı bir sanattır . Türklerde okçuluğun yeri ayrıdır . Devlet simgesi olan bayrakların üstünde ok ve yay motiflerini görmek mümkün . At ve silah önemli demiştim Ön Türklerin mağaralarda çizmiş olduğu figürlere bir bakalım at geyik boğa mızrak ve ok . Oğuz Kağan, Gün, Ay ve Yıldız adlı üç büyük oğluna “Bozok”, Gök, Dağ ve Deniz adlı üç oğluna da “Üçok” demiştir, Türklerin oka verdikleri önemi yansıtması bakımından büyük değer kazanır. Çin kaynakları Eski Türklerin ok ve yay yapımındaki üstün başarılarını da anlatır.
Çin yıllıklarında çok sık söz edilen “Ku” kelimesi, yay anlamına gelmekteydi Çinliler barbar olarak adlandırdıkları aralarında Prototürkler’in de bulunduğu halklara ait kullanılan ok ve yaylardan yazıtlarında bahsetmekteydi . Ergenekon ve Oğuz Destanlarında ok ve yaydan bahsedilmektedir. Asya’da Kuzeydoğu’da ve Sibirya’da ok ve yayla ilgili en eski buluntular ele geçmiştir.
Eski Türklerde oklar sırtta ya da atın eğerine takılan özel torbalarda taşınırdı. Bu torbalara “Sadak” ya da “Okluk” denirdi. Eski Türklerde ok ve yay sosyal yaşamda değişik anlamlarda da kullanılırdı. Eski Türklerde, “Akika” adı verilen bir ok atma töreni vardı. Buna, “Sehmi itizar” da denirdi
Kaşgarlı Mahmut’un Divan-i Lûgat-it Türk adlı eserinde, okun ayni zamanda “Pay” anlamına geldiği biliniyor . Yüzyıllar boyu süre gelen bu gelenek Anadolu Türklerinde de benimsenmiştir. örneğin, bir tarlanın paylaşılması için bir ok eşit parçalara ayrılır ve pay alacaklara yumurta, renkli taş gibi birer nişan verilir. Bir yabancıya da nişanlanan tarla bölümlerine konulması istenir. Kimin nişanı hangi parçaya rastlarsa o bölüm onun olur ve buna “Ok deydi” denirdi.
Hunlar’dan ve Göktürkler’den beri Altaylar’da ve Çin Türkistan’ının geniş bozkırlarında dağınık kümeler halinde yaşayan Türk boyları doğu okçuluğunun en başarılı uygulayıcısı olmuşlardır .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir